DOLAR 6,8627
EURO 7,7740
ALTIN 397,05
BIST 8,6788
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 30°C
Parçalı Bulutlu

SEZON FİNALİNDE YENİDEN “MOTOR” : COVID-19 ZATEN HİÇ “NORMAL”LEŞEMEMİŞ SETLERİ NORMALLEŞTİRECEK Mİ?

Arzu Arda Deger
"Perde büyülü bir dünyadır. Öyle bir gücü vardır ki, duyguları başka hiçbir sanat formunun yanına bile yaklaşamayacağı bir şekilde ortaya çıkarır" Stanley Kubrick

 

Dünyada pandemi olarak nitelenen Covid-19 virüs salgını sebebiyle son 3 aylık dönemde hem sosyal, hem çalışma hayatlarımız sekteye uğradı. Böyle zamanlarda her daim ilk etkiyi kültür-sanat alanında faaliyet gösteren sektörler alır; sinema, dizi ve reklam setleri de bundan payını elbette aldı.

11 Mart 2020 tarihinde ilk vakanın görülmesiyle birlikte birçok sektör bileşeni bir araya gelip setlerin durdurulmasının gerekliliği noktasında hemfikir oldu. Resmi olmayan sayılarla ; 12 sinema seti, 36 dizi seti, 60 reklam seti ve 11 dizi post prodüksiyonu durduruldu. Sosyal medyada #çokgeçolmadan #setlerearaverilsin #setlerdurdurulsun hashtagleri ile çağrılar yapıldı. Bazı yapım şirketleri ,maalesef, bu çağrılara kulaklarını tıkayıp yarınlar yokmuşçasına tam gaz devam etti; benim bildiğim kadarıyla İstanbul’da iki (2), Ankara’da bir(1) dizi seti bu süreçte çekimlerine hiç ara vermedi.

 

 

SETLERDE ÇEKİMLERİN DURDURULMASI NEDEN ELZEMDİ?

Dizi ve sinema sektörümüz hâlihazırda kronikleşmiş, hâlâ çözüme kavuşturulmamış bir çok sorunu barındırıyor. Bunların ilki, uzun çalışma süreleri. 11 saati aşan, en az 50-70 kişinin dip dibe çalıştığı, set çalışanlarının birbirleriyle-oyuncuyla, oyuncunun oyuncuyla fiziki mesafeyi kurmasını mümkün kılmayan, insan ve ekipman sirkülasyonunun en yoğun olduğu ve yüksek tehlike sınıfında kabul edilen çalışma alanları olan setlerde saatlerce ayakta, soğukta, sıcakta yani zaten bağışıklığı düşürmeye sebep olan koşullarda uzun, dengesiz ve düzensiz saatlerde yıllardır çalışıyoruz. (Sigorta-sızlık-, iş güvenliği konularında alınmayan önlemler de cabası) Bu koşullar altında, yüksek önlemler alınsa dahi, virüsün yayılımını önlemek diye bir şey söz konusu olamaz(dı).

Setlere ara verilse de arşivi sağlam olan yapımcılar kazanmaya devam ettiler, ediyorlar da. Türk dizilerini dünyaya satan adam olarak tanınan İzzet Pinto, Oya Doğan’a verdiği röportajda bu durumu avantaja çevirdiklerini, dizi satışlarının arttığını ve bunun da dağıtım sektörüne yaradığını söylüyor. Muhteşem Yüzyıl, Binbir Gece dünyada en fazla ilgi gören dizilerimizdi; şimdi de Erkenci Kuş, Paramparça ve İstanbullu Gelin İtalya, İspanya ve Portekiz pazarında şansını deniyor. Bunu yazarken anımsadım; bu sene online olarak katılım sağladığımız İstanbul Film Festivali’nde izlediğimiz 2019 Sudan yapımı arthouse bir filmde (20 Yaşında Öleceksin/ Amjad Abu Alala”)  genç kızın odasının duvarını Muhteşem Yüzyıl ‘ın posteri süslüyordu.

 

Pandemiyi tamamen atlatmış değiliz, etkisi ise uzun bir süre daha devam edecek bilgisi mevcut elimizde; ancak vaka sayısında ‘görece’ bir düşüş yaşandığından ve elbette sistemin çarklarının dönmesi adına ülkede “yeni normal” denilen bir sürece başlıyoruz 1 Haziran itibarıyla ve setler de yeniden “motor” diyecek.

Şu an aktif olarak bir sette yer almasam da, ben de bir kamera arkası çalışanı olduğumdan sektördeki arkadaşlarım vasıtasıyla setlerden haberleri almaya devam ediyorum. Bazı diziler verdikleri 1-2 haftalık mecburi aradan sonra zaten çekimlerine başlamışlardı, onlar devam edecek; bunların bazıları birkaç haftalık çekimin ardından sezon finali yapacak (Arka Sokaklar, Kuruluş Osman gibi) Proje aşamasında kalmış işler ve yazlık diziler hayata geçecek, yeni setler kurulmaya başlandı bile. (Bozdağların Harzemşah, Çatıkatı Aşk gibi) Bazı yapımlar ise hiç başlamayacak , Ay Yapım’ın Çukur dizisi gibi.

 

“YENİ NORMAL” SÜREÇTE SEKTÖR KOŞULLARI NE OLACAK?

Geçtiğimiz günlerde  Sinema -TV Sendikası (STS), Oyuncular Sendikası  (OS), Görüntü Yönetmenleri Derneği (GYD),Sanat Yönetmenleri Derneği (SYD), Reji Asistanları Platformu (RAP), Kamera Asistanları Derneği (KAD), Sinema Oyuncuları Meslek Birliği (BİROY), Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği (ÇASOD), Post Prodüksiyon Çalışanları Derneği (POSTPRODER), Senaryo ve Diyalog Yazarları Meslek Birliği (SENARİSTBİR), Boom Operatörleri Platformu (BOP) ve DIT Birliği (DIT) “Önce Sağlık, Sonra Çekim”  sloganını temel alarak “Türkiye’de COVID-19 Kısıtlamaları Altında Film Yapımlarında Güvenli Çalışma Koşulları ve Alınması Gereken Önlemler” isimli bir kılavuz yayımladı.

48 sayfalık bu rehber kılavuzda ekip ve oyuncu seçiminden, çekim öncesi hazırlıklara ve ulaşıma, çekim alanındaki hijyenden, ortak kullanım alanlarında riayet edilmesi gereken önlemlere, birimler nezdinde alınacak önlem ve sorumluluklardan, yeme –içme servisine değin birçok başlık altında öngörüler ve yapılması gerekenler detaylıca belirtilmiş. Bir setin içinde yer alan tüm taraflardan bu kurallara uyulacağına dair bir taahhütname talep edileceği bilgisi de not düşülmüş. Bu taahhütnamenin herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi ve sette belirli bir düzeni sağlaması bakımından gerekliliği çok önemli.

Sağlık Bakanlığı’nın yönergelerinden yararlanılan, Türk Tabipler Birliği ve İş Güvenliği uzmanlarının desteklerinin alındığı bu kılavuza şu linkten ulaşmanız mümkün;

http://www.sinematvsendikasi.org/covid-19/

 

Sinema Eserleri ve Yapımcılar Birliği (SEYAP) bu kılavuzun imzacıları arasında bulunmuyor, ancak desteğini veriyor. Destek dışında da kendi içinde, özellikle bağımsız yapımcılar nezdinde, Avrupa Birliği’nin belirlediği 10 Kural’ı baz alarak, daha kapsamlı, sağlık açısından testlere ve önlemlere daha detaylı yaklaşan bir kılavuz hazırlama aşamasında.

Bağımsız sinema çalışanları ise bu durumun maliyetleri arttırdığı konusunda dertli.  Sinema-TV Sendikası ve 12 bileşenin katkısıyla oluşturulan kılavuz işlevsel hale getirildiğinde film çekmelerinin daha da zorlaşacağı konusunda endişelerini dile getiriyorlar.

Tüm bunlar yaşanırken reklam filmi setlerinden talihsiz bir haber aldık. Set çalışanlarına başlarına gelebilecek kazalardan yapımcıyı sorumlu tutmayacaklarına dair bir muvafakatnameyi imzalamaları talep edilmiş! Bir eserin asıl sahibi olan yapımcı, adeta “aba altından sopa gösteren” bu hukuksuzluğa başvurarak kendi bindiği dalı kesiyor, farkında değil. Kaldı ki imzalatsa bile bu belge hiçbir hukuki geçerliliğe sahip değildir. Taa, Roma hukukundan bu yana sorumluluk her daim işi yaptırandadır. Kendi sorumluluklarına uygun davranmayan kişiler ve ekipler sektörü yıllardır baltalıyor ve sonra da hep şikayet ediyor; ‘böyle gelmiş böyle gider’ anlayışıyla değişim için kimse öncü olmuyor, olanlara da destek verilmiyor. Bir işin başarıya ulaşmasında örgütlülük en önemli kıstas; sendikaların denetimini arttırması, uyarılarını yapması ve yaptırım gücünü kullanması emekçilerin haklarının gasp edilmemesi adına kesinlikle ve tartışmasız olarak gerekli.

Kılavuzu okuduğumda ilk etapta dizi ve sinema setleri üzerinden konuşacaksak (ki diğer tüm setler için de geçerli; belgesel, reklam, klip) akla gelen bir sürü soru var, en büyük ve ilk sorum; yazılan bu önerilerin uygulamasını kim denetleyecek?

Böyle bir yetkili yok bildiğim kadarıyla. Şayet bu kılavuzun önerileri uygulanırsa setin öncesinde, çekim aşamasında ve sonrasında her birimde,her anlamda eksilmeye gidileceği aşikar; bu eksilme emekçileri bazı alanlarda rahatlatırken, iş tanımlarının çerçevesinin dışına taşan sorumlulukları da yükleyecek diye düşünmekteyim. Senaristler daha az yazacak, çekim aşamasında ya da sonrasında gelen ek sahne zulmü ,dilerim, bitecek, yönetmen iyi bir prova yaparak ve öncesinde dekupajını hazırlayarak olabildiğince az tekrarla sahneyi çekecek, oyuncular sahnelerine iyi hazırlanarak tekrar çekimlere izin vermeyecek… gibi avantajlar ilk etapta aklıma gelenler.

Çalışanların maske, eldiven, siperlik gibi koruyucu malzemelerini yapım karşılayacak mı? Malum, bir maskenin 3 saatlik bir ömrü var, setlerde geçirilen süre ise 12 saat! Kişisel hijyen dışında kalan kamera, set, ses, ışık, makyaj, kostüm, sanat malzemelerinin, mekan, karavan, dinlenme odalarının hijyeni için ekstra zaman harcanacak. Bir yandan ortak kullanılan tuvaletlerin sürekli temizlenmesi gerekecek, diğer yandan sette kullanılan yüzeyler sık sık dezenfekte edilecek. Sadece dezenfeksiyon için özellikle birileri mi sorumlu tutulacak? Pek zannetmesem de, bunun için özel şirketlerle mi anlaşılacak?. Set ekibinin emekçileri ellerinde kimyasallar ve bezlerle tüm gün oradan oraya koşturarak bu hijyeni sağlamaya çalışacak; çalışacak çalışmasına da uzun vadede maruz kaldığımız şu kimyasalların bize geri dönüşümü nasıl olacak, onu da ayrı bir soru olarak buraya not düşeyim.

Oyuncular açısından baktığımızda, kronik rahatsızlığı bulunan ya da 65 yaş üstü skalada bulunan oyuncuların projelerde yer almayacak olması büyük yeteneklerden mahrum kalmamıza sebebiyet verecek. Bu cümleyi yazarken bile çok üzüldüm.Çocuk oyuncular ya yer almayacak, yer alacak olsa da çok kısıtlı çekim sürelerinde sahneleri tamamlanacak.Yardımcı oyuncu dediğimiz figürasyon sayısı azaltılacak.

Serviste ve özel araçlarda taşınan kişi sayısı yarıya düşürülecek, bu da bu araçlardan daha fazla tahsis edilmesini zorunlu kılacak.

Hayatını idame ettirmek için çalışmaya mecbur, ama bir yandan da bu koşullarda çalışacağı için çok endişeli olan ,hem kamera arkası hem önü, birçok arkadaşım olduğu gibi, “ben bu dönemde çalışmam, kendimi riske atamam” diyenler de var. Yapımcılar teşvik etmek adına kaşelerde bir iyileştirmeye gidecek mi, yoksa “bütçemiz yok” masalına devam mı edecek, açıkçası merak ediyorum.

Elbette cevaplanması gereken sorular buraya yazdıklarımla sınırlı değil. Öneriler de uygulamalar da güncellemeye açık. Covıd-19 pandemisi zaten hiç “normal”leşememiş setleri normalleştirecek mi, kronik örgütsüzlüğümüzü bitirecek mi,  yoksa içinden çıkılamayacak yeni sorunlar mı ekleyecek; bunların hepsini yaşayarak, deneyimleyerek göreceğiz. Sektörün üretim açısından da, çalışanların yaşamlarını idame ettirmeleri açısından da devamlılığı elbette çok önemli. Yapım şirketlerine ve yayıncı kuruluşlara bu aşamada çok büyük sorumluluklar düşüyor. Herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiği, tüm oyuncu ve kamera arkası emekçi meslektaşlarımın sağlıkla ve huzurla çalıştıkları, seyircinin keyifle ve bilinçle izlediği şanslı ve bereketli yeni bir sezon diliyorum.

Haziran dayanışmadır, dayanışmayla kalalım…

 

 

arzuardadeger@gmail.com

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.