DOLAR 7,3409
EURO 8,6777
ALTIN 463,98
BIST 9,6006
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Parçalı Bulutlu

OKÇULUK FELSEFESİ “KARA NOEL” BÜYÜSÜNÜ BOZAR!

Arzu Arda Deger
"Perde büyülü bir dünyadır. Öyle bir gücü vardır ki, duyguları başka hiçbir sanat formunun yanına bile yaklaşamayacağı bir şekilde ortaya çıkarır" Stanley Kubrick

 

“Kara Noel” filmi, yönetmen ve aynı zamanda oyuncu olan Sophia Takal‘ın üçüncü uzun metraj filmi. 1974 yapımı korku filmi “Black Christmas”tan esinlenerek beyaz perdeye uyarlanan filmin senaryosunu yonetmen Takal, April Wolfe ile birlikte kotarmış.

Noel zamanı Hawthorne Koleji son derece sessiz ve sakindir. Okulun öğrencilerinden Riley Stone (Imogen Poots), Marty (Lily Donoghue) , Kris (Aleyse Shannon) ve Jesse (Brittany O’Grady) ise bir parti ile kutlama hazirlikları yapmaktadır. Ancak ortaya siyah maskeli bir katil çıkar. Bu katil, kampüsün yurdunda kalan kız öğrencileri birer birer avlayacaktır. Genç kızlar, hayatta kalmak için mucadele ederken, bir yandan da katilin kim olduğunu ortaya çıkarma çabası vereceklerdir. Bu çabadaki anahtar tema ve benim en değerli bulduğum kısmı “kız kardeşlik dayanışması”dır.

Bir kolej, kızlar grubu, erkekler grubu, bir profesor, maskeli katil, içerisinde büyülü siyah sıvının bulunduģu bir büst, bir kedi, kızların kaldığı yurt ve bir de bunların üzerine booool feminizm sosu elimizdeki malzemeler olarak sıralanıyor. Ancak film, senaryo, karakterler ve teknik açıdan bir derinlik ve yenilik vaadetmediğinden bu malzemeler ne pişiyor ne yeniyor!

Basin gösterimine girmeden evvel filme dair bilgilere bakarken türü açısından korku, gizem, gerilim filmi olarak tanımlandığını okudum; ancak filmde bunların hiçbiri yok, belki biraz gizem. O “gizem” de soru işaretli cumlelerimizin yanitlanamayisindan kaynaklı olarak hâlâ duruyor!

Film, konusunu başrolündeki Riley Stone üzerinden yürütüyor, Riley Phil‘in tacizine uğramıştir, ancak bunu ispat edememiştir. Yakın arkadaşlarından biri olan Kris de kolejin kadın düşmanı söylemleri olan profesörü Gelson‘a karşı imza toplamaktadır. Bunların dışında kolejin erkeklerinin bir ayin ile üyesi olabildikleri tarikat vardır. Kızların besteleyip , partide söyledikleri bir şarkının sözleri erkekleri pek de sevindirmeyince, işler değişir; bundan sonra da hedef haline gelirler. Birer birer kurban veren kızlar ölüme geçit vermeyecek, ellerinden geleni artlarına koymayacak ve katile haddini bildirecektir!

Yazımın başlığında geçen “okçuluk felsefesi” nin filmle bağlantısı nedir?” diye haklı olarak sorabilirsiniz. Açıkçası şu filme dair bir kritik yazma niyetinde değildim ,çünkü yazılacak bir şey yok gerçekten. Finalinde kızlarımızın müthiş ok atma ve kendilerini kurtarma becerisine şahit olunca ilk önce “haydi oradan!” tepkisi verdim, sonra çok zorlama bir eşleştirme yaptım kendimce, şöyle ki; ok atma disiplini, okçuluk ile ilgili deneyimi olanlar ya da bunun üzerine kitap ya da birkaç satır bir şey okumuş olanlar gayet iyi bilir ki, o yayı ele almakla ok atılmaz! Yayı elinde tutma, yaya hakim olma, germe, duruş stili, hedefi nişan alma, nefes egzersizleri, ok fırlatma bambaşka bir talimin sonucunda elde edilen becerilerdir ve tüm bu maddi hazırlıkların dışında kişinin maneviyatıyla da alakalı bir spor dalıdır. İnsanların aylarını, yıllarını verdiği ok atma işi, bizim genç kızların elinde adeta her gün yaptıkları bir rutin olarak sunulmuş. Ha, bu işi elbette bu kızlar beceriyor olabilir de, biz seyirci olarak final öncesi sahnelerde buna dair bir şey izlemedik. Kaldı ki orası da okçuluk okulu değil!

Okçuluk felsefesine dair burada uzun uzadıya ahkam kesmeyeceğim; yogaya başladığım ilk zamanlarda yoganın felsefesini kavrayabilmek amacıyla “Zen ve Okçuluk” isiminde müthiş bir kitap okumuştum. Kitabın önsözünü dahi okuyup bitirdiğinizde madalya takıyorlar. 🙂  İşin espirisi bir yana, şunu söyleyebilirim ki özgüven, saygı, birlik, mütevazilik, dayanışma, “olma hali”, kişisel gelişimini tamamlamaya yarayan enstrümanlar bu disiplinin içindedir. Şayet yönetmenimiz kızların arasındaki kardeşlik bağını bu metafor üzerinden vermek istemişse alnından öperim! Ama bunun benim eşleştirmem olduğu çok aşikar, sadece gevezelik yaptığımın ben de farkındayım. Çünkü yönetmenin filme dair derdi bu olsaydı dediğim gibi alt metninde, senaryonun katmanları açıldıkça işlemesi ve seyirciye aktarması gerekirdi.

Yine de filmin finalinin verdiği pozitif mesaja dikkat çekecek olursak; kadınlara bulaşan erkekler haddinizi bilin, kadınların eli armut toplamıyor. Seyredilir, zaman geçirilebilir bir film o kadar, çok bir şey beklemeyin derim. Bittiği gibi de salondan çıkmayın, sürpriz bir son plan var jenerikte çünkü. Büyü devam mı ediyor ne? Kimbilir…

Sizlerle bu senenin son yazısını paylaştığım bu satırlarda ,bu filmin de vasıtasıyla, 2020’ye dair temennimi paylaşmak isterim; kadın kadının kurdu değil, yurdudur, bunu öğrendiğimiz ve insanca yaşayabildiğimiz zamanları görebilmek, 2020’de daha kaliteli, daha çok film çekmek, izlemek, yazmak ve üzerine sohbet etmek dileğiyle; iyi yıllar ve sevgiler …

 

Kara Noel filmi fragmanı;

 

Yeni yıl şarkınızı da şöyle bırakıverdim;

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.